Küreselleşme
globalizm, globalleşme, küresel dünya, küreselleşme #Küreselleşme #Kavramsallık Sosyoloji, Diğer; küresel, küreselleşme, küresellik,
Desk Aç

Küreselleşme

Değer: 5.0/2


Dünyanın bütünleşmiş tek bir pazar durumuna gelmesi

Mevlüt Baki Tapan

29.08.2015


Sosyoloji, Diğer

Hava Durumu Göster



İlgi

globalizm, globalleşme, küresel dünya, küreselleşme
Mevlüt Baki Tapan Kavramsallık Küreselleşme İyiler Küreselleşme küresel, küreselleşme, küresellik, Desk



NOT

İnsanlık, gelenek, görenek ve ahlaki değerlerin yok olmasına neden olmuştur.

Duyuru

Küreselleşmenin faydaları ve zararları nelerdir? | Küreselleşme insanlığa fayda mı sağlıyor? | Küreselleşme süreci sanat camiasını olumsuz mu etkiliyor?

Haber

Yanlış kişilerce kontrol edildiği için zararlı neticeler doğurmaktadır.

avatar

Küreselleşme, ülkeler arasındaki iktisadi, sosyal ve siyasal ilişkilerin gelişmesi , farklı toplum ve kültürlerin inanç ve beklentilerinin daha iyi tanınması, uluslararası ilişkilerinin yoğunlaşması gibi birbiriyle bağlantılı konuları içeren bir kavramdır. Küreselleşme çağı olarak adlandırılan yaşadığımız dönemde hemen her alanda çarpıcı değişiklikler görülmekte, karmaşık bir çevre içinde yaşama zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.1

Küreselleşme, ülkeler arasındaki iktisadi, sosyal ve siyasal ilişkilerin gelişmesi , farklı toplum ve kültürlerin inanç ve beklentilerinin daha iyi tanınması, uluslararası ilişkilerinin yoğunlaşması gibi birbiriyle bağlantılı konuları içeren bir kavramdır. Küreselleşme çağı olarak adlandırılan yaşadığımız dönemde hemen her alanda çarpıcı değişiklikler görülmekte, karmaşık bir çevre içinde yaşama zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.1

Küreselleşme kavramının en çarpıcı özelliklerinden biri, olası etkilerinin çok sayıda ve çeşitli olduğu izlenimini vermesidir. Küreselleşme, yalın toplumsal gerçekleri oldukça aşan spekülasyonlar, varsayımlar, güçlü toplumsal imgeler ve metaforlar üretme kapasitesiyle olağanüstü doğurgan bir kavramdır. Hatta, birçok düşünürün de belirttiği gibi bu kavramın çok boyutluluğu onu, sınırlarını çizme uğraşını bile zora sokmaktadır. Bu anlamda küreselleşme, sosyal bilimlerin her dalında yaygın kullanılan bir kavram olmakla beraber, genellikle bir "durum"dan, daha çok bir "akım"ı veya bir zihniyeti ima eder hale getirilmiştir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi küreselleşme sadece sosyolojinin konusu değildir fakat sosyolojik açıdan toplumsal alandaki bir değişimi ifade etmektedir. Değişimi anlamak açısından Robertson' şöyle demştir: "...Küreselleşme teması anlayışları aralarında farklılık göstermesine rağmen küreselleşme diye adlandırılan şeyi anlamanın en iyi yolunun, dünyanın 'birleşik' hale geldiği, ama kesinlikle safdil işlevselci tarzda bütünleşmediği 'biçim sorunu' üzerinde yoğunlaşmak olduğunu düşünmektedir”2

Bir çok araştırmacıya göre temel anlamda küreselleşme,kökenleri 1960'larda ortaya çıkan dönüşüm ve hızlı değişimlere dayalı, politik sonuçları beraberinde getiren ekonomik bir süreçtir. Küreselleşme, ulus aşırı şirketlerin uluslararası yatırım stratejilerinde, özellikle üretimin yerel olmaktan çıkarılıp farklı bölgelerde gerçekleştirilmesini içeren radikal bir yeniden konum belirleme çabası gerektirmektedir. 1970'lerdeki iktisadi krizler sonucunda ulus aşırı firmalar ulusal üretim hatalarını artık uluslararası hale getirmek zorunda kalmışlardır. Bu durum , üretimin uluslararasılaşması olarak anılmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD önderliğinde oluşturulan yeni ekonomik ve siyasi dünya düzeni , yani Pax Americana, uluslararası ekonomide karşılıklı değişim yaklaşımına dayanmaktadır. Uluslararası mal, sermaye ve bilgi akışının kolaylaşması ve güvenli bir hale gelmesi ile Pax Americana uluslar arası ekonominin karşılıklı değişim yaklaşımından küresel üretime dönüşmesine yardımcı olmuştur. 

Küreselleşme hareketlerinin yaklaşık son 20 yılda ortaya çıktığı ve hız kazandığı görülmektedir. Küreselleşen dünyanın anlaşılması bir çok açıdan oldukça karmaşıktır. Küreselleşme, bünyesinde farklı boyutlarda bir çok konuyu barındıran karmaşık bir sosyal, ekonomik ve politik içeriğe sahiptir. Ekonomistler ve ekolojistler benzer şekilde "küresel yerelleşme (küyerelleşme)" kavramından söz edilmektedir. Bu yaklaşım "küresel düşün, yerel faaliyet göster" sloganıyla ifade edilmektedir. Gerek piyasa koşullarının zorlaması, gerekse sosyal yapı nedeniyle değişik piyasalar , şirketler ve sektörler değişik şekillerde örgütlenmektedir. Öte yandan , esas itibariyle ekonomik bir olgu olarak görülen küreselleşmeye, sosyologlar kültürel bir süreç olarak bakmaktadırlar. Sıkça değinildiği gibi dünya küçülmekte ama bütünleşmemektedir. Ekonomiler birbirine yaklaştıkça uluslar, kentler ve bölgeler birbirinden ayrılmaktadır. Küresel ekonomik bütünleşme süreci politik ve sosyal dağılmayı hızlandırmaktadır. Aile bağları kopmakta, yerleşik otoriteler sarsılmakta, yerel toplum bağları zorlanmaktadır. Uluslar da tıpkı hücreler gibi bölünerek çoğalmaktadır. 

Küreselleşme süreci hızlandıkça her biçimiyle yöreselliğin etkilerinin arttığı görülmektedir. Dünyanın her tarafındaki insanların büyük kısmı için bir yere bağlı olmak her zamanki kadar önem taşımaktadır. Kimlikleri bir yere bağlı olan ve başka bir yerde yaşamayı düşünemeyen bu insanlar yaşamak için belli bir toprağa ve kendilerini daha iyi hissetmek için kendi kültür ve dillerine dayanma ihtiyacı hissetmektedirler. 

Küreselleşmeyle beraber dünyada artan kutuplaşmalar ve oluşturulan birlikler , küreselleşmenin getirdiği sonuçlardan yalnız biridir.Nitekim, Birleşmiş Milletler 1945'te sadece 51 ülkeyle kurulmuştu. 1960 yılında 100,1984'te 159 ülkenin BM’e kayıtlı olduğu görülmektedir.1993 ortalarında ise, Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte üye sayısı184'e yükselmiştir.Başlangıçta Rusya’ya karşı kurulan NATO, küreselleşmeyle beraber şekil değiştirmiştir. Bu günlerde ise Rusya’nın da NATO ile flörtü sürmektedir. 

Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından dünyada askeri açıdan tek süper güç olarak ABD'nin kalmasına rağmen , ekonomik olarak üç süper gücün varlığından söz etmek mümkündür. Altın Üçgen ya da kısaca Üçlü olarak isimlendirilen bu güçler ABD, AB ve Japonya'dır. Söz konusu üç güç, dünya üzerindeki doğrudan dış yatırımlar ve uluslararası ticaretin büyük bölümüne hakimdirler. Bu üçlünün ilişkileri yakın coğrafyalarını da önemli ölçüde etkilemektedir. Nitekim, ABD; Kanada, Orta ve Güney Amerika ülkeleri, AB; Doğu Blok Ülkeleri ve Japonya da Pasifik bölgesindeki ülkelerle yakın ilişki içindedir. Doğudan dış yatırımlar; ticaret, mali kaynak akışı ve teknoloji transferi ile yakın ilişkisi nedeniyle iktisadi gelişme açısından önemli bir hale gelmiştir. Ancak, tüm gelişmekte olan ülkelerin üçlü gücün yatırımlarını çekmekte başarılı olduğu söylenemez. Bu yatırım fonlarının büyük bölümü çok uluslu işletmeler tarafından , en yakın komşu ülkeden başlayarak bölgesel iletişim ağları kurma amacıyla kullanılmaktadır. Nitekim, Meksika'daki toplam doğrudan dış yatırımların yüzde 61'i ABD kökenli işletmelerden gelirken , Güney Kore'nin doğrudan dış yatırımlarının yüzde 52 'si Japon firmalarınca sağlanmaktadır. 1990'ların başında gelişmekte olan ülkelere yapılan tüm yatırımların yarısından fazlası Brezilya, Çin, Hong Kong ,Meksika ve Singapur'a yapılmaktaydı. Bu durumun en önemli sebeplerinden biri , söz konusu ülkelerin üçlü güçle olan yakın ilişkileridir. II 

Dünyadaki değişim eğilimini gözlemlediğimizde globalleşme ile birlikte dikkati çeken bir diğer olgunun yerelleşmeolduğunu görüyoruz. Glokalleşme son zamanlarda yaygın olarak benimsenen ve kullanılan kavramlardan birisi. Glokalleşme, kısaca “uluslararası ilişkilerde global gerçeklerden hareket ederek global düşünmeyi, otarşizm yerine dışa açılmayı, dünya ekonomisi ile bütünleşmeyi; ülke içinde ise merkezi yönetim kanalıyla ekonomiyi ve siyaseti yönlendirme yerine yerel yönetimleri daha fazla güçlendirmeyi” ifade ediyor. Yerelleşmenin siyasal gücün tek elde toplanmasını önleyeceği ve böylece yerel demokrasiyi güçlendireceği ifade ediliyor. Desantralizasyon ya da adem-i merkeziyetçi yönetim kavramları yerelleşme ile aynı anlama geliyor. Yerelleşme, gerçekten de yerel demokrasiyi güçlendirmek için çok önem taşıyor. Yerel özerklik için yerel yönetimlerin merkezi yönetimlerin boyunduruğundan kurtarılmaları gerekiyor. Ancak yerelleşme bir taraftan, yerel halkın yönetime katılmasını sağlayarak demokrasiyi geliştirecek bir görevi yerine getirirken, öte taraftan yerel tiranlığı ve despotizmi de ortaya çıkarabilecek bir etki gösterebilir. 

Küreselleşme süreci içinde paradoksal bir çatışmayı bulunduran bir süreçtir. Ülkeler arasında da ülke içinde de , sektörler arasında da sektör içinde de kaybedenler ve kazananlar bu süreçte birlikte barınmaktadır. Küreselleşme sürecinden ülkeler, kurumlar , meslekler, ve kişiler açısından kazanan ve kaybedenler bulunmaktadır. Özellikle son dönemde küreselleşme sürecinin yarattığı toplumsal eşitsizliklere ilişkin önemli eleştiriler yapılmaktadır. Bunun yanında küreselleşme sürecinde kuralların konulmasında ve çözüm önerilerinin hayata geçirilmesine dair ciddi tartışmalar yapılmaktadır. 

Küreselleşme sürecinin hız kazanmasında enformasyon teknolojilerinin önemli bir rol oynadığını aşikardır. Özellikle 1970' li yıllarda hız kazanan enformasyon teknolojilerinin yükselişi ve kitle üretim ve tüketiminin krize girmesi üretimin yapısında ciddi dönüşümler yaşanmasını beraberinde getirdi. Bilgi ve hizmet işleri ve işçileri yaşanan süreçte önem kazanırken mavi yakalı işçiler, ve imalat işleri eski önemlerini kaybetmeye başladılar 

Bilgi ve enformasyon sektörlerinin öne çıkması sanayi toplumunun mavi yakalı işçisine olan talebi azaltmış ve belirli sektörler dışında firmalar küçülme yoluna gitmişlerdir. Aynı zamanda bu süreç beyaz yakalı bilgi işçisine olan talebi arttırırken milyonlarca mavi yakalı işçi istihdam sürecinin dışında kalmıştır. Yaşanan gelişmeler hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde işsizlik sorununu ortaya çıkarmıştır. Bilgi ve hizmet işlerinde çalışan son derece vasıflı, eğitimi , yaratıcılığı, yüksek bilgi işçileri bu dönüşümden kazançlı çıkan grubu oluşturmaktadır. 

Toffler işsizliğin artık niceliksel olmaktan çıktığını ve niteliksel olduğunu belirtmektedir. Yeni iş alanları açmakla işsizlerin sayısı azaltılamamaktadır, çünkü sorun artık sayı sorunu değildir. Toffler her işsize karşı on tane işçi aranıyor ilanı da çıksa , on milyon işçi aranırken ortada bir milyon işsiz de olsa , o bir milyon kişi , yeterli beceri ve bilgiye sahip olmadıkça , istenen işi yapamayacağını belirtmektedir. Beceriler artık öyle çeşitlidir ki ve öyle çabuk değişmektedir ki, işçilerin geçmişteki kadar ucuza değiştirilip yerine yenilerinin alınması düşünülemez. Para ve sayı artık sorunu çözemez hale gelmiştir.III Dolayısıyla hızlı değişen teknoloji ve yenilikler karşısında bunları kullanabilecek beceri ve bilgiye dayalı işçilerin önemi büyük önem kazanmaktadır. 

Son çeyrek yüzyılda istihdam ve sektörsel yapıdaki dönüşüm, bilgi ve hizmet işlerinin öne çıkması sonucu sendikal yapıda da ciddi sorunlar yaşanmasına neden olmuştur. Küreselleşme sürecinde sendikal yapının gittikçe zayıfladığı görülmektedir. Toffler sendikaların daha çok zanaat veya seri üretime göre tasarlanmış oldukları için , ya tümüyle değişmeleri ya da süper-sembolik ekonomiye uygun yeni örgütlenme biçimlerinin düşünülmesinin şart olduğunu belirtiyor. Sendikaların devam edebilmesi için işçileri tek bir kitle olarak düşünmekten vazgeçip , tek tek bireyler olarak düşünmeye başlamaları gerekir. IV 

Sendikalar vasıfsız işçiler için aidiyet duygusu sağlamaktaydı. Sendikaların zayıflaması ve işsizlikteki artış işçilerin yeni aidiyet alanları arayışına yol açmıştır. Ayrıca işsiz kalmış ve yakın zamanda iş bulamayacak durumda olan büyük bir kitle için geleceğe yönelik güvensizlik ve belirsizlik artmıştır. Bozkurt, küreselleşme sürecinin en çok tartışılan sonuçlarından birisinin gittikçe artan belirsizlik ve güvensizlik olduğunu belirtmektedir. Bu sadece gelir düzeyi düşük gruplar arasında değil, orta sınıflar arasında da giderek yaygınlaşıyor. V Gittikçe artan belirsizlik ve güvensizlik kişilere aidiyet ve kimlik sağlama işlevi gören fundemantalist ve milliyetçi akımların güçlenmesini de beraberinde getirmektedir. Nitekim dünyada milliyetçi hareketlerin güçlenmesi , ırkçılık, dini hareketlerin artışı küreselleşme sürecinin ivme kazandığı gelişmelerdir. Küreselleşme sürecinde işsiz kalan veya gelecek belirsizliği ve ümitsizliği bulunan kesimler kendilerine parlak bir gelecek vaat eden büyük hayaller sunan söylemlere kolayca yönelebilmektedirler. 

Ekonomik küreselleşme gelir eşitsizliğini hem ülke içinde hem de ülkeler arasında dramatik olarak arttırmaktadır . Dünyanın zengin ülkelerinde yaşayan %20 üst gelir dilimiyle fakir ülkelerde yaşayan %20'lik alt kesim arasındaki gelir farkı 1960 yılında 30 kat iken bu oran 1997 'de 74 katına fırlamıştır. Dünyanın en zengin 200 insanı net kazancını 1994-1998 yılları arasında iki kat arttırarak 1 trilyon doların üstüne çıkarmışlardır. En zengin 3 milyarderin servetlerinin toplamı 600 milyondan fazla nüfusun yaşadığı az gelişmiş ülkelerin GDP' sinden daha fazladır.1970'den beri Amerika'da en üstteki %1'lik hane halkı ulusal gelirden aldığı payı iki kat artırmıştır. En üst %1 lik kesim halen alttaki %95'lik gruptan daha fazla zenginliğe sahiptir. 

Bilgi ve enformasyon teknolojilerinin rekabette üstünlüğü yarattığı bir dönemde , yeni enformasyon teknolojilerini yaratan ve kullanan ülke ve grupların gelişmiş ülkeler olması ülkeler arasındaki eşitsizliği daha da arttırmaktadır. Nitekim 2000 İnsani Kalkınma Raporuna göre İnternet dünyadaki en zengin %20'nin İnternet kullanımındaki oranı %93,3 iken en fakir %20 sinde bu oran %0.2'dir. Dolayısıyla yakın gelecekte de eşitsizliğin giderilmesine yönelik büyük bir umut yok gibidir. Eşitsizliğin artışı bir çok ülkede , 1998 Endonezya örneğinde olduğu gibi sosyal patlamaları ve huzursuzlukları da beraberinde getirmektedir. Aynı zamanda gelişmiş ülkeler arasında ticari blokların oluşması ve bölgeselleşme iddiaları bu bloklar dışında kalan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin durumunu daha da güçleştirmektedir. 

Küreselleşmeye yöneltilen en büyük eleştirilerin ve yaşanan sorunların merkezinde çok uluslu sermayenin küreselleşme sürecinde kuralları koyduğu ve bu kurallar karşısında ulusal hükümetlerin politika oluşturmakta yetersiz kaldığıdır. Aynı zamanda enformasyon ağlarıyla finans piyasalarının birbirine bağlı olduğu bir küresel ekonomide uluslar üstü sermayenin çok kısa zamanda mevcut ülkeyi terk etmesi Rusya ve Asya krizlerinde görüldüğü gibi küresel krizlere neden olmaktadır.Dünya ihracatında önemli bir gücü elinde bulunduran küresel şirketlerin merkezi birkaç ülkede odaklanmaktadır.3
 Damlanın edebi halleri

Küreselleşmeyle alakalı özel bir Damlahatname kaleme alınmıştır. 

''Sanatın ve kültürün tükenip paraya hizmet etmeye başladığı an, küreselleşmenin başladığı andır.'' Mevlüt Baki Tapan


''Damlayan Gölge'' Kitabından bir kesit.

Ucuz emeğin kullanılıp sömürülmediği, yerel imkanların sömürülüp çevrenin kirletilmediği, yoksulların aşağılanmadığı, adetlerin ve gelenek-göreneklerin yok olmadığı diyarları aramaya gidiyorum. Dahası insanlığın henüz ölmediği bir yer kaldı mı, onu aramaya gidiyorum...  [''Damlayan Gölge'' adlı yapıttan alıntıdır.] 
İlave edebi haller: ''Damlayan Gölge'' Damlahatname (Mevlüt Baki Tapan).
 Filipinli bir kızın Malezya'da yaptığı bir ayakkabının Almanya'da satılmasıdır. (Uludağ Sözlük / spiritualized
  •  Bunları biliyor musunuz?

    Değersizliğin gösterildiği ama batı kültür ve değerlerinin dinden, özden arındırılmış haliyle tüm insanlığa ve topluma empoze edilmesidir. Kapitalizm'in neticesi olup, modernleşme sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır ve en belirgin akımı ise, Post-modernizmdir. 


 Önerilenler: Daha iyi kavranması adına önerilen yapıtlar;

Kitap: ''Damlayan Gölge'' /Mevlüt Baki Tapan/ (Google Books&Play, Bookrix, Amazon vb.) [Psikanaliz, Damlahatname, romans, Deneysellik, Öykü, Psikoloji, Sosyoloji, Edebiyat, Sanat, Toplum]

Kitap: ''Küresel Dünua'' /George Ritzer/ (Kitap.Antoloji.com) [Sosyoloji ve toplum]


Diğer Dillerde karşılığı

Globalisierung De العولمة Ar
глобализация Ru Globalization En
 
Çalışma var Bu bölümde eserle ilgili bilinmesi gereken yada önemli bir not.
Bu akım göreceli olup kişi ilmine ve bakış açısına göre değişiklik gösterir.
 
 

 Küresseleşme sürecine manifesto niteliğinde eserler kaleme alınmış ve bir topluluk oluşturulmuştur. Ancak bu tür hiç bir eylem maalesef ki küreselleşmeye mani olamamaktadır.
Kaynak: ''Damlayan Gölge'' Damlahatname.

 
 
Türk halkı bu konuda ortak fikre sahiptir.

''Küreselleşme=Batılılaşma. Yani batı değerlerinin tüm dünya'ya yayılmasıdır en basit ifadeyle.'' Ekşi Sözlük / belacqua
''Kapitalizmin doğal bir sonucu.'' Ekşi Sözlük / geyique
Halk Fırkası 

SÖYLENTİLER

Benim yorumum ise, tek bir dünya devleti kurulması için yüzyıllardır uygulanan sömürgeciliğin göze hoş ve medeni gelen adıdır. - Uludağ Sözlük / fashiondesigner
Kültürlerin, dillerin, dinlerin, milliyetlerin tek bir varlığın,insanın, ortak paydası olduğunu kavramak açısından faydalı ve fakat sömürü, savaşların, insanlık suçlarının, adaletsizliğin yaygınlaşması açsısından olumsuz sonuçlar doğuran sürecidir. - Uludağ Sözlük / leggare

 

Kaynaklar

  1. Site: ''Küreselleşme'' Turkcebilgi.com. Erişim:29.08.2015, (http://www.turkcebilgi.com/k%C3%BCreselle%C5%9Fme) 
  2. Site: ''Küreselleşme'' Wikipedia.com, TR. Erişim:29.08.2015, (https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCreselle%C5%9Fme) 
  3. Site: ''Küreselleşme'' Turkcebilgi.com. Erişim: 29.08.2015. (http://www.turkcebilgi.com/k%C3%BCreselle%C5%9Fme) 
  4. Kitap: ''Damlayan Gölge''  Mevlüt Baki Tapan, Gencmevtoo Okyanusu, Erişim: 22.09.2015. <https://www.facebook.com/damlayangolge> 
  5. Sözlük: ''Küreselleşme'' TDK, Çevrim İçi Türkçe Güncel Sözlük. Erişim: 30.08.2015. <http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.55e1f4341a9b90.06983541> 
Foto 1 | Foto 2 | Foto 3 | Foto 4 | Foto 5 |

Sayaç: 1062/0 | Ekleyen: jungnet | Yetkili: Mevlüt Baki Tapan | Etiketler: globalizm, globalleşme, küresel dünya, küreselleşme
- Hava Durumu Göster -Sosyoloji, Diğer

Siteye Göm - Paylaş

  • Site veya blogunuza Rastgele Desk'e paylaşım bağlantısı verebilirsiniz.
  • Önizleme:
    Kod:<a href="http://rastgelelik.com/kuresellesme" target="_blank"><img alt="Küreselleşme" src="http://rastgelelik.com/img/logo-50x50.png" style="width: 34px; height: 34px;" /></a>
    Önizleme:
    Kod:<a href="http://rastgelelik.com/kuresellesme" target="_blank"><img alt="Küreselleşme" src="http://rastgelelik.com/_sf/0/82721470.png" style="width: 34px; height: 34px;" /></a>
    Önizleme:
    Kod:<a href="http://rastgelelik.com/kuresellesme" target="_blank"><img alt="Küreselleşme" src="http://rastgelelik.com/_sf/0/79.png" style="width: 34px; height: 34px;" /></a>

    Önizleme:
    KOD:

    Küreselleşme

    ×

    Küreselleşme kavramının en çarpıcı özelliklerinden biri, olası etkilerinin çok sayıda ve çeşitli olduğu izlenimini vermesidir. Küreselleşme, yalın toplumsal gerçekleri oldukça aşan spekülasyonlar, varsayımlar, güçlü toplumsal imgeler ve metaforlar üretme kapasitesiyle olağanüstü doğurgan bir kavramdır. Hatta, birçok düşünürün de belirttiği gibi bu kavramın çok boyutluluğu onu, sınırlarını çizme uğraşını bile zora sokmaktadır. Bu anlamda küreselleşme, sosyal bilimlerin her dalında yaygın kullanılan bir kavram olmakla beraber, genellikle bir "durum"dan, daha çok bir "akım"ı veya bir zihniyeti ima eder hale getirilmiştir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi küreselleşme sadece sosyolojinin konusu değildir fakat sosyolojik açıdan toplumsal alandaki bir değişimi ifade etmektedir. Değişimi anlamak açısından Robertson' şöyle demştir: "...Küreselleşme teması anlayışları aralarında farklılık göstermesine rağmen küreselleşme diye adlandırılan şeyi anlamanın en iyi yolunun, dünyanın 'birleşik' hale geldiği, ama kesinlikle safdil işlevselci tarzda bütünleşmediği 'biçim sorunu' üzerinde yoğunlaşmak olduğunu düşünmektedir”2

    Bir çok araştırmacıya göre temel anlamda küreselleşme,kökenleri 1960'larda ortaya çıkan dönüşüm ve hızlı değişimlere dayalı, politik sonuçları beraberinde getiren ekonomik bir süreçtir. Küreselleşme, ulus aşırı şirketlerin uluslararası yatırım stratejilerinde, özellikle üretimin yerel olmaktan çıkarılıp farklı bölgelerde gerçekleştirilmesini içeren radikal bir yeniden konum belirleme çabası gerektirmektedir. 1970'lerdeki iktisadi krizler sonucunda ulus aşırı firmalar ulusal üretim hatalarını artık uluslararası hale getirmek zorunda kalmışlardır. Bu durum , üretimin uluslararasılaşması olarak anılmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD önderliğinde oluşturulan yeni ekonomik ve siyasi dünya düzeni , yani Pax Americana, uluslararası ekonomide karşılıklı değişim yaklaşımına dayanmaktadır. Uluslararası mal, sermaye ve bilgi akışının kolaylaşması ve güvenli bir hale gelmesi ile Pax Americana uluslar arası ekonominin karşılıklı değişim yaklaşımından küresel üretime dönüşmesine yardımcı olmuştur. 

    Küreselleşme hareketlerinin yaklaşık son 20 yılda ortaya çıktığı ve hız kazandığı görülmektedir. Küreselleşen dünyanın anlaşılması bir çok açıdan oldukça karmaşıktır. Küreselleşme, bünyesinde farklı boyutlarda bir çok konuyu barındıran karmaşık bir sosyal, ekonomik ve politik içeriğe sahiptir. Ekonomistler ve ekolojistler benzer şekilde "küresel yerelleşme (küyerelleşme)" kavramından söz edilmektedir. Bu yaklaşım "küresel düşün, yerel faaliyet göster" sloganıyla ifade edilmektedir. Gerek piyasa koşullarının zorlaması, gerekse sosyal yapı nedeniyle değişik piyasalar , şirketler ve sektörler değişik şekillerde örgütlenmektedir. Öte yandan , esas itibariyle ekonomik bir olgu olarak görülen küreselleşmeye, sosyologlar kültürel bir süreç olarak bakmaktadırlar. Sıkça değinildiği gibi dünya küçülmekte ama bütünleşmemektedir. Ekonomiler birbirine yaklaştıkça uluslar, kentler ve bölgeler birbirinden ayrılmaktadır. Küresel ekonomik bütünleşme süreci politik ve sosyal dağılmayı hızlandırmaktadır. Aile bağları kopmakta, yerleşik otoriteler sarsılmakta, yerel toplum bağları zorlanmaktadır. Uluslar da tıpkı hücreler gibi bölünerek çoğalmaktadır. 

    Küreselleşme süreci hızlandıkça her biçimiyle yöreselliğin etkilerinin arttığı görülmektedir. Dünyanın her tarafındaki insanların büyük kısmı için bir yere bağlı olmak her zamanki kadar önem taşımaktadır. Kimlikleri bir yere bağlı olan ve başka bir yerde yaşamayı düşünemeyen bu insanlar yaşamak için belli bir toprağa ve kendilerini daha iyi hissetmek için kendi kültür ve dillerine dayanma ihtiyacı hissetmektedirler. 

    Küreselleşmeyle beraber dünyada artan kutuplaşmalar ve oluşturulan birlikler , küreselleşmenin getirdiği sonuçlardan yalnız biridir.Nitekim, Birleşmiş Milletler 1945'te sadece 51 ülkeyle kurulmuştu. 1960 yılında 100,1984'te 159 ülkenin BM’e kayıtlı olduğu görülmektedir.1993 ortalarında ise, Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte üye sayısı184'e yükselmiştir.Başlangıçta Rusya’ya karşı kurulan NATO, küreselleşmeyle beraber şekil değiştirmiştir. Bu günlerde ise Rusya’nın da NATO ile flörtü sürmektedir. 

    Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından dünyada askeri açıdan tek süper güç olarak ABD'nin kalmasına rağmen , ekonomik olarak üç süper gücün varlığından söz etmek mümkündür. Altın Üçgen ya da kısaca Üçlü olarak isimlendirilen bu güçler ABD, AB ve Japonya'dır. Söz konusu üç güç, dünya üzerindeki doğrudan dış yatırımlar ve uluslararası ticaretin büyük bölümüne hakimdirler. Bu üçlünün ilişkileri yakın coğrafyalarını da önemli ölçüde etkilemektedir. Nitekim, ABD; Kanada, Orta ve Güney Amerika ülkeleri, AB; Doğu Blok Ülkeleri ve Japonya da Pasifik bölgesindeki ülkelerle yakın ilişki içindedir. Doğudan dış yatırımlar; ticaret, mali kaynak akışı ve teknoloji transferi ile yakın ilişkisi nedeniyle iktisadi gelişme açısından önemli bir hale gelmiştir. Ancak, tüm gelişmekte olan ülkelerin üçlü gücün yatırımlarını çekmekte başarılı olduğu söylenemez. Bu yatırım fonlarının büyük bölümü çok uluslu işletmeler tarafından , en yakın komşu ülkeden başlayarak bölgesel iletişim ağları kurma amacıyla kullanılmaktadır. Nitekim, Meksika'daki toplam doğrudan dış yatırımların yüzde 61'i ABD kökenli işletmelerden gelirken , Güney Kore'nin doğrudan dış yatırımlarının yüzde 52 'si Japon firmalarınca sağlanmaktadır. 1990'ların başında gelişmekte olan ülkelere yapılan tüm yatırımların yarısından fazlası Brezilya, Çin, Hong Kong ,Meksika ve Singapur'a yapılmaktaydı. Bu durumun en önemli sebeplerinden biri , söz konusu ülkelerin üçlü güçle olan yakın ilişkileridir. II 

    Dünyadaki değişim eğilimini gözlemlediğimizde globalleşme ile birlikte dikkati çeken bir diğer olgunun yerelleşmeolduğunu görüyoruz. Glokalleşme son zamanlarda yaygın olarak benimsenen ve kullanılan kavramlardan birisi. Glokalleşme, kısaca “uluslararası ilişkilerde global gerçeklerden hareket ederek global düşünmeyi, otarşizm yerine dışa açılmayı, dünya ekonomisi ile bütünleşmeyi; ülke içinde ise merkezi yönetim kanalıyla ekonomiyi ve siyaseti yönlendirme yerine yerel yönetimleri daha fazla güçlendirmeyi” ifade ediyor. Yerelleşmenin siyasal gücün tek elde toplanmasını önleyeceği ve böylece yerel demokrasiyi güçlendireceği ifade ediliyor. Desantralizasyon ya da adem-i merkeziyetçi yönetim kavramları yerelleşme ile aynı anlama geliyor. Yerelleşme, gerçekten de yerel demokrasiyi güçlendirmek için çok önem taşıyor. Yerel özerklik için yerel yönetimlerin merkezi yönetimlerin boyunduruğundan kurtarılmaları gerekiyor. Ancak yerelleşme bir taraftan, yerel halkın yönetime katılmasını sağlayarak demokrasiyi geliştirecek bir görevi yerine getirirken, öte taraftan yerel tiranlığı ve despotizmi de ortaya çıkarabilecek bir etki gösterebilir. 

    Küreselleşme süreci içinde paradoksal bir çatışmayı bulunduran bir süreçtir. Ülkeler arasında da ülke içinde de , sektörler arasında da sektör içinde de kaybedenler ve kazananlar bu süreçte birlikte barınmaktadır. Küreselleşme sürecinden ülkeler, kurumlar , meslekler, ve kişiler açısından kazanan ve kaybedenler bulunmaktadır. Özellikle son dönemde küreselleşme sürecinin yarattığı toplumsal eşitsizliklere ilişkin önemli eleştiriler yapılmaktadır. Bunun yanında küreselleşme sürecinde kuralların konulmasında ve çözüm önerilerinin hayata geçirilmesine dair ciddi tartışmalar yapılmaktadır. 

    Küreselleşme sürecinin hız kazanmasında enformasyon teknolojilerinin önemli bir rol oynadığını aşikardır. Özellikle 1970' li yıllarda hız kazanan enformasyon teknolojilerinin yükselişi ve kitle üretim ve tüketiminin krize girmesi üretimin yapısında ciddi dönüşümler yaşanmasını beraberinde getirdi. Bilgi ve hizmet işleri ve işçileri yaşanan süreçte önem kazanırken mavi yakalı işçiler, ve imalat işleri eski önemlerini kaybetmeye başladılar 

    Bilgi ve enformasyon sektörlerinin öne çıkması sanayi toplumunun mavi yakalı işçisine olan talebi azaltmış ve belirli sektörler dışında firmalar küçülme yoluna gitmişlerdir. Aynı zamanda bu süreç beyaz yakalı bilgi işçisine olan talebi arttırırken milyonlarca mavi yakalı işçi istihdam sürecinin dışında kalmıştır. Yaşanan gelişmeler hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde işsizlik sorununu ortaya çıkarmıştır. Bilgi ve hizmet işlerinde çalışan son derece vasıflı, eğitimi , yaratıcılığı, yüksek bilgi işçileri bu dönüşümden kazançlı çıkan grubu oluşturmaktadır. 

    Toffler işsizliğin artık niceliksel olmaktan çıktığını ve niteliksel olduğunu belirtmektedir. Yeni iş alanları açmakla işsizlerin sayısı azaltılamamaktadır, çünkü sorun artık sayı sorunu değildir. Toffler her işsize karşı on tane işçi aranıyor ilanı da çıksa , on milyon işçi aranırken ortada bir milyon işsiz de olsa , o bir milyon kişi , yeterli beceri ve bilgiye sahip olmadıkça , istenen işi yapamayacağını belirtmektedir. Beceriler artık öyle çeşitlidir ki ve öyle çabuk değişmektedir ki, işçilerin geçmişteki kadar ucuza değiştirilip yerine yenilerinin alınması düşünülemez. Para ve sayı artık sorunu çözemez hale gelmiştir.III Dolayısıyla hızlı değişen teknoloji ve yenilikler karşısında bunları kullanabilecek beceri ve bilgiye dayalı işçilerin önemi büyük önem kazanmaktadır. 

    Son çeyrek yüzyılda istihdam ve sektörsel yapıdaki dönüşüm, bilgi ve hizmet işlerinin öne çıkması sonucu sendikal yapıda da ciddi sorunlar yaşanmasına neden olmuştur. Küreselleşme sürecinde sendikal yapının gittikçe zayıfladığı görülmektedir. Toffler sendikaların daha çok zanaat veya seri üretime göre tasarlanmış oldukları için , ya tümüyle değişmeleri ya da süper-sembolik ekonomiye uygun yeni örgütlenme biçimlerinin düşünülmesinin şart olduğunu belirtiyor. Sendikaların devam edebilmesi için işçileri tek bir kitle olarak düşünmekten vazgeçip , tek tek bireyler olarak düşünmeye başlamaları gerekir. IV 

    Sendikalar vasıfsız işçiler için aidiyet duygusu sağlamaktaydı. Sendikaların zayıflaması ve işsizlikteki artış işçilerin yeni aidiyet alanları arayışına yol açmıştır. Ayrıca işsiz kalmış ve yakın zamanda iş bulamayacak durumda olan büyük bir kitle için geleceğe yönelik güvensizlik ve belirsizlik artmıştır. Bozkurt, küreselleşme sürecinin en çok tartışılan sonuçlarından birisinin gittikçe artan belirsizlik ve güvensizlik olduğunu belirtmektedir. Bu sadece gelir düzeyi düşük gruplar arasında değil, orta sınıflar arasında da giderek yaygınlaşıyor. V Gittikçe artan belirsizlik ve güvensizlik kişilere aidiyet ve kimlik sağlama işlevi gören fundemantalist ve milliyetçi akımların güçlenmesini de beraberinde getirmektedir. Nitekim dünyada milliyetçi hareketlerin güçlenmesi , ırkçılık, dini hareketlerin artışı küreselleşme sürecinin ivme kazandığı gelişmelerdir. Küreselleşme sürecinde işsiz kalan veya gelecek belirsizliği ve ümitsizliği bulunan kesimler kendilerine parlak bir gelecek vaat eden büyük hayaller sunan söylemlere kolayca yönelebilmektedirler. 

    Ekonomik küreselleşme gelir eşitsizliğini hem ülke içinde hem de ülkeler arasında dramatik olarak arttırmaktadır . Dünyanın zengin ülkelerinde yaşayan %20 üst gelir dilimiyle fakir ülkelerde yaşayan %20'lik alt kesim arasındaki gelir farkı 1960 yılında 30 kat iken bu oran 1997 'de 74 katına fırlamıştır. Dünyanın en zengin 200 insanı net kazancını 1994-1998 yılları arasında iki kat arttırarak 1 trilyon doların üstüne çıkarmışlardır. En zengin 3 milyarderin servetlerinin toplamı 600 milyondan fazla nüfusun yaşadığı az gelişmiş ülkelerin GDP' sinden daha fazladır.1970'den beri Amerika'da en üstteki %1'lik hane halkı ulusal gelirden aldığı payı iki kat artırmıştır. En üst %1 lik kesim halen alttaki %95'lik gruptan daha fazla zenginliğe sahiptir. 

    Bilgi ve enformasyon teknolojilerinin rekabette üstünlüğü yarattığı bir dönemde , yeni enformasyon teknolojilerini yaratan ve kullanan ülke ve grupların gelişmiş ülkeler olması ülkeler arasındaki eşitsizliği daha da arttırmaktadır. Nitekim 2000 İnsani Kalkınma Raporuna göre İnternet dünyadaki en zengin %20'nin İnternet kullanımındaki oranı %93,3 iken en fakir %20 sinde bu oran %0.2'dir. Dolayısıyla yakın gelecekte de eşitsizliğin giderilmesine yönelik büyük bir umut yok gibidir. Eşitsizliğin artışı bir çok ülkede , 1998 Endonezya örneğinde olduğu gibi sosyal patlamaları ve huzursuzlukları da beraberinde getirmektedir. Aynı zamanda gelişmiş ülkeler arasında ticari blokların oluşması ve bölgeselleşme iddiaları bu bloklar dışında kalan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin durumunu daha da güçleştirmektedir. 

    Küreselleşmeye yöneltilen en büyük eleştirilerin ve yaşanan sorunların merkezinde çok uluslu sermayenin küreselleşme sürecinde kuralları koyduğu ve bu kurallar karşısında ulusal hükümetlerin politika oluşturmakta yetersiz kaldığıdır. Aynı zamanda enformasyon ağlarıyla finans piyasalarının birbirine bağlı olduğu bir küresel ekonomide uluslar üstü sermayenin çok kısa zamanda mevcut ülkeyi terk etmesi Rusya ve Asya krizlerinde görüldüğü gibi küresel krizlere neden olmaktadır.Dünya ihracatında önemli bir gücü elinde bulunduran küresel şirketlerin merkezi birkaç ülkede odaklanmaktadır.3
     Damlanın edebi halleri

    Küreselleşmeyle alakalı özel bir Damlahatname kaleme alınmıştır. 

    ''Sanatın ve kültürün tükenip paraya hizmet etmeye başladığı an, küreselleşmenin başladığı andır.'' Mevlüt Baki Tapan


    ''Damlayan Gölge'' Kitabından bir kesit.

    Ucuz emeğin kullanılıp sömürülmediği, yerel imkanların sömürülüp çevrenin kirletilmediği, yoksulların aşağılanmadığı, adetlerin ve gelenek-göreneklerin yok olmadığı diyarları aramaya gidiyorum. Dahası insanlığın henüz ölmediği bir yer kaldı mı, onu aramaya gidiyorum...  [''Damlayan Gölge'' adlı yapıttan alıntıdır.] 
    İlave edebi haller: ''Damlayan Gölge'' Damlahatname (Mevlüt Baki Tapan).
     Filipinli bir kızın Malezya'da yaptığı bir ayakkabının Almanya'da satılmasıdır. (Uludağ Sözlük / spiritualized
    •  Bunları biliyor musunuz?

      Değersizliğin gösterildiği ama batı kültür ve değerlerinin dinden, özden arındırılmış haliyle tüm insanlığa ve topluma empoze edilmesidir. Kapitalizm'in neticesi olup, modernleşme sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır ve en belirgin akımı ise, Post-modernizmdir. 


     Önerilenler: Daha iyi kavranması adına önerilen yapıtlar;

    Kitap: ''Damlayan Gölge'' /Mevlüt Baki Tapan/ (Google Books&Play, Bookrix, Amazon vb.) [Psikanaliz, Damlahatname, romans, Deneysellik, Öykü, Psikoloji, Sosyoloji, Edebiyat, Sanat, Toplum]

    Kitap: ''Küresel Dünua'' /George Ritzer/ (Kitap.Antoloji.com) [Sosyoloji ve toplum]


    Diğer Dillerde karşılığı

    Globalisierung De العولمة Ar
    глобализация Ru Globalization En
     
    Çalışma var Bu bölümde eserle ilgili bilinmesi gereken yada önemli bir not.
    Bu akım göreceli olup kişi ilmine ve bakış açısına göre değişiklik gösterir.
     
     

     Küresseleşme sürecine manifesto niteliğinde eserler kaleme alınmış ve bir topluluk oluşturulmuştur. Ancak bu tür hiç bir eylem maalesef ki küreselleşmeye mani olamamaktadır.
    Kaynak: ''Damlayan Gölge'' Damlahatname.

     
     
    Türk halkı bu konuda ortak fikre sahiptir.

    ''Küreselleşme=Batılılaşma. Yani batı değerlerinin tüm dünya'ya yayılmasıdır en basit ifadeyle.'' Ekşi Sözlük / belacqua
    ''Kapitalizmin doğal bir sonucu.'' Ekşi Sözlük / geyique
    Halk Fırkası 

    SÖYLENTİLER

    Benim yorumum ise, tek bir dünya devleti kurulması için yüzyıllardır uygulanan sömürgeciliğin göze hoş ve medeni gelen adıdır. - Uludağ Sözlük / fashiondesigner
    Kültürlerin, dillerin, dinlerin, milliyetlerin tek bir varlığın,insanın, ortak paydası olduğunu kavramak açısından faydalı ve fakat sömürü, savaşların, insanlık suçlarının, adaletsizliğin yaygınlaşması açsısından olumsuz sonuçlar doğuran sürecidir. - Uludağ Sözlük / leggare

     

    Kaynaklar

    1. Site: ''Küreselleşme'' Turkcebilgi.com. Erişim:29.08.2015, (http://www.turkcebilgi.com/k%C3%BCreselle%C5%9Fme) 
    2. Site: ''Küreselleşme'' Wikipedia.com, TR. Erişim:29.08.2015, (https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCreselle%C5%9Fme) 
    3. Site: ''Küreselleşme'' Turkcebilgi.com. Erişim: 29.08.2015. (http://www.turkcebilgi.com/k%C3%BCreselle%C5%9Fme) 
    4. Kitap: ''Damlayan Gölge''  Mevlüt Baki Tapan, Gencmevtoo Okyanusu, Erişim: 22.09.2015. <https://www.facebook.com/damlayangolge> 
    5. Sözlük: ''Küreselleşme'' TDK, Çevrim İçi Türkçe Güncel Sözlük. Erişim: 30.08.2015. <http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.55e1f4341a9b90.06983541> 



    -