Anasayfa » #Kıssadan Hisse [ Yeni Ekle ]
14:02
Kıssadan Hisse
Sultan Murad Han bir gün çarşıda bir ölüyle karşılaşır, ahaliye sorsa da işin aslı sonradan ortaya çıkar.

Sultan Murad Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:

– Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?

— Akşam garip bir rüya gördüm.

– Hayırdır inşallah?..

— Hayır mı şer mi öğreneceğiz.

– Nasıl yani?

— Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.

Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki, padişah hâlâ gördügü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt’a çıkar, döner Vefa’ya, Zeyrek’ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar, sorarlar;

— Kimdir bu?

Ahali: Aman hocam hiç bulaşma, derler. Ayyaşın meyhusun biri işte!..

— Nerden biliyorsunuz?

– Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz…

Bir başkası tafsilata girer;

– Biliyor musunuz, der. Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar çarşısı’nda çalışır. Nalının hasını yapar… Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine.. Hele yaşlının biri çok öfkelidir. İsterseniz komşulara sorun, der.

– Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu?..

Hasılı, mahalleli döner ardını gider. Bizim tedbili kiyafet mollalar kalırlar mı ortada!.. Tam vezir de toparlanıyordur ki, padişah keser yolunu :

— Nereye?

– Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.

— Millet bu, çeker gider. Kimseye bir sey diyemem… Ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle tebamızdır. Defini tamamlamak gerek.

– İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.

— Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.

– Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?

— Mollalığa devam… Naaşı kaldırmalıyız en azından.

– Aman efendim, nasıl kaldırırız?

— Basbayağı kaldırırız işte.

– Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yıkanması, paklanması var. Tekfini, telkini…

— Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmalıyız.

– Şurada bir mahalle mescidi var ama…

— Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?

– Ne bileyim, Ayasofya’dan, Süleymaniye’den, en azından Fatih Camii’nden…

— Ayasofya ile Süleymaniye’de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii’ni iyi dedin. Hadi yüklenelim…

Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşturur, kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa… Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki, naaş; ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur, aydınlanır alnında. Yüzü sâkilere benzemez. Hem manâlı bir tebessüm okunur dudaklarında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin de keza… Mechul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine bir hayli vardır daha… Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.

– Sultanım, der. Yanlış yapıyoruz galiba…

— Nasıl yani?..

– Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?..

— Doğru, öyle ya, neyse… Sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim.

Vezir, cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir.

– Hakkını helal et evladım, der. Belli ki çok yorulmuşsun. Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar… Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından…

– Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir… Bizim efendi bir âlemdi, vesselam… Akşamlara kadar nalın yapar… Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin; elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya!..

— Niye? – Ümmeti Muhammed içmesin diye…

— Hayret…

– Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi. Öyleyse şimdi dinlemeniz gerek… O çeker gider, ben menkîbeler anlatırdım onlara… Mızraklı ilmihal. Hucceti islam okurdum…

— Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki…

– Milletin ne sandığı umrunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi. Tekbir alırken Kabe’yi görmeli…

— Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?

– İşte bu yüzden Nişancı’ya, Sofular’a uzanırdı ya… Hatta bir gün; Bakasın efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. inan cenazen kalacak ortada…

— Doğru, öyle ya?..

– Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. iş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?

— Peki o ne dedi?

– Önce uzun uzun güldü, sonra;

– Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?



Araştır - Daha Fazla Bilgi AlAraştır ve İncele!
Tür-Alan: Rastgele Öykü | Rastgelme: 228 | Katkı: jungnet | Etiket: Sultan Murat, kıssadan hisse; Kıssadan Hisse, Sultan Murat, Kıssadan Hisse "Kıssadan Hisse" | Değer: 5.0/1

Rastgelelik Nedir?

Biz, Rastgelelik.com olarak her tür veri, dosya, site, uygulama ve işlemi rastgele sunan, kendi alt yapısında %3 oranında yapay zeka algoritması kullanan platformuz.


Nasıl Çalışırız?

İki farklı mantıkta çalışmaktayız.
1) Rastgele düğmesi vasıtasıyla sizlere her tıklamada rastgele veri sunumu sağlanır.
2) Otomatik belli algoritmaya bağlı olarak rastgele işlem sağlanıp, sizlere rastgele içerik sunumu sağlanır.

Kapsama Alanımız

Temel mantığı rastgele sunum olan sistemimizin kapsama alanı, film ve kitaplar, söz, deyim ve atasözleri, öykü, fıkra ve şiirler, kelime ve çeviriler, oyun, uygulama ve programlar, belge, site, blog, sayfa, kişi ve markalardır. Haberlerden görsel arşivlere, yemek tarifinden, rüya tabirine ve daha tanımlanamayan, bilinmeyen nice verileri barındırmaktadır.

Rastgelelik Nedir?

Bir kuram; öncesi ve sonrası belirsizliğin ve tekrarın olmadığı bir olgu. Eşit şartlarda bir olgunun seçimsiz ve mantık yürütülmeden oluşması, olarak açıklanabilir. >> Devamı <<

Rastgelelik

Matematik, Fizik, Kimya, Bilgisayar ve hatta Doğa Bilimlerinde büyük öneme sahip bir kuramdır. Evvela Rastgelelik veya Rasgelelik Kuramı diye adlandırılan kuramın ne olduğuna ve özelliklerine ilişkin düzinelerce kaynak, kitap ve makale bulmam mümkündür.Rastgelelik Tanımının herkesçe kabul gördüğü bir tanım bulunmuyor. Genellemeye göre karmaşa, tahmin edilemeyen durum olarak belirtilir. Aristo'ya göre mantıksal bir tahmini bulunmayan durumdur. Aristo'nun tanımı karma görünse de örnekleme ile anlaşılması mümkündür. 
Bir merkebin (Eşek) her iki sağ-sol tarafına da eşit mesafede eşit miktarda ve eşit özelliklerde ot bırakılır. Eşek, bu otlar arasında hangisini yiyeceğine karar vermesi, seçiminin olması rastgeledir. Herhangi bir mantık veya gerekçe bulunmaz. Bu seçimin olma durumuna rastgelelik denilir.

Bize Göre Rastgelelik Ne İfade Eder? 

İçerik ve verilerin rastgele gösterildiği platformumuzda bize göre rastgelelik ise yine bir düzen içermektedir. İçerik, bu içerikte düzen ve mantık olmasa bir rastgelelik oluşmaz. Bir nevi merkep gibi seçimsiz ve mantıksızca veri gösterimi sunmayı ilke edindiğimiz için, Rastgelelik kuramı da bize göre Aristo'nun tanımı gibidir.

Rastgelelik.com Nedir?

Söz, atasözü, deyim, kelime, oyun, film, program, dosya, sayfa, kişi, öykü, fıkra ve dahasını rastgele gösterime sunan, ilaveten bünyesinde çeviri ve sözcük hizmeti sağlayan, aynı zamanda kendi arama motorunuzu, kendi RSS sayfanızı, kendi mobil -web uygulama platformunuzu kurmanıza yardımcı olan özel platform sitesidir.

Açığız

Her türlü görüş, şikayet, öneri ve sorularınıza açığız. Bize 7/24 iletimde bulunabilirsiniz. İletişim için tıklayınız.
Rastgelelik.com -

Rastgelelik Logosu
İçerik Ekle | Dosya Yükle | Site Ekle
Bizi Takip Edin
Giriş Yapın

Aklinize Takılan Soru mu Var?



Uygulamalarımız

Android Mobil UygulamasıAndroid Uygulamaları
Windows Mobil UygulamasıWindows Uygulamaları
Web UygulamasıWeb Uygulamaları